Yonca Ekmeden Önce Ne Yapmalı?
Hayat bazen öyle bir hızla geçiyor ki, ne yapacağımıza karar vermek, çoğu zaman bir tür cesaret gerektiriyor. Kayseri’de, küçücük bir köyde yaşıyorum; belki de bu yüzden bir şeyler yaparken ilk önce düşünmek zorundayım. Toprağa gömdüğüm her tohumda bir umut var. Her gün, her sabah, tarlada çalışırken her şeyi farklı bir şekilde hissediyorum. Neyse, işin özü şu: Yonca ekmeden önce yapılması gerekenler var ve bu yazıda bunu keşfetmek istiyorum.
—
Sabahın İlk Işıkları
Her şey sabahın o ince ışığıyla başladı. Sonra güneşin yavaşça Kayseri’nin taş binalarının arkasından yükselmesiyle devam etti. Hafif bir soğuk vardı, ama hava asla acı verici değildi. Evimiz, tarlamızın hemen yanı başında. O yüzden her sabah gözümü açar açmaz, ilk işim dışarıya çıkıp biraz temiz hava almak olur. Fakat o sabah farklıydı.
Geceyi, sabaha bir adım daha yakın olmanın heyecanıyla geçirmiştim. Yonca ekme işini uzun zamandır düşünüyordum, fakat bu sabah bir şeylerin eksik olduğunu fark ettim. Ağaçların arasındaki her sessizlik bir şeyleri fısıldıyordu; ama bir anlam veremedim. Neredeyse duvarlar bile bir şeyler söylüyordu, ama ne? İşte o an düşündüm: “Yonca ekmeden önce ne yapmalı?”
—
Hayal Kırıklığı ve İlk Adım
Gözlerimi kapadım. Şimdi biraz daha derine inmeli, tarladaki toprağa nasıl yaklaşmam gerektiğini anlamalıydım. Yonca ekme işini her zaman sevmiştim. Toprağa dokunmak, her şeyin yerli yerine oturduğunu görmek bana huzur veriyordu. Ama bu sefer… bir şeyler eksikti. Toprağa bakarken, kalbimdeki o derin boşluğu hissedebiliyordum. Hep her şeyin mükemmel olacağına dair bir hayalim vardı, ama son zamanlarda hayal kırıklığına uğramıştım.
Geçen sene çok zor bir dönem geçirmiştim. Bir yandan iş hayatı, diğer yandan kişisel problemler… O kadar çok şeyle uğraştım ki, sanki tüm dünyaya karşı yalnız hissediyordum. Kayseri’de her şeyin ne kadar rutin ve basit olduğunu fark ettim ama bu da bir yandan beni sıkıyordu. O yüzden tarlada bir şeyler ekmeye karar verdim. Yonca, benim için yenilik demekti; belki de bu yüzden tek başıma başlamak istedim.
Fakat o sabah, o sesi duyduğumda fark ettim ki: Yonca ekmeden önce gerçekten bir şeyleri çözmeliyim.
—
Kendi İçimde Bir Yolculuk
Dışarıda her şey aynıydı ama içeride bir şeyler değişmişti. Oturup düşündüm; önceki yıllarda bu işlere ne kadar kolay başlardım. Bir sıfırdan başlamak her zaman bana bir şeyler katardı. Ama bu kez farklıydı. Yanımda bir ses var gibi hissediyordum. Kendi iç sesim. Her şeyin yeniden başladığına inanmak istiyordum, fakat bir şeyler beni geri çekiyordu. Belki de hazırlık yapmalıydım.
Yonca ekmeden önce ne yapmalı? sorusu içimi kemiriyor, zihnimi meşgul ediyordu. Birden kendimi, ekilecek tohumların yerini bulmak için bir yolculuğa çıkmış gibi hissettim. Tarlaya çıkmadan önce, öncelikle kendimi toparlamalıydım. Ve sonra, toprağı hazırlamalıydım. Ama öncesinde kalbimi, düşüncelerimi hazırlamalıydım. Tohumun ekileceği toprak sadece fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da hazırlanmalıydı. Herkes toprakla uğraşır ama ben, bunun çok ötesinde bir şey hissettim.
—
Hazırlık Zamanı
Artık biraz daha net düşünmeye başlamıştım. Yonca ekmeden önce, toprağını hazırlamak gerekiyordu, değil mi? Ama ben sadece toprakla değil, ruhumla da hazırlığımı yapmalıydım. Kendimi sorguladım. Bu kadar yıl sonra, hala aynı toprakta aynı şeyleri yapmak istiyor muyum? Kayseri’nin taş binalarını, karlı dağlarını, güneşin yavaşça doğuşunu… Tüm bunları seviyorum, fakat yalnızca dışarıda değil, içimde de bir şeylerin değişmesi gerektiğini fark ettim.
Tarladaki her adımım, bir içsel yolculuk gibi oluyordu. Tohumlar, toprağa eklendikçe içimde bir şeyler de yeşeriyordu. Bu, sadece tarla değil, kendimle ilgili bir şeydi. Her sabah bir adım daha atarak ilerlemeliyim. Tohumlar toprağa düşerken, kendi ruhumda da bir şeyler yeşermeli.
—
Heyecan ve Umut
O sabah tarlada, ellerim toprağa batarken bir şey oldu. Yonca ekmeden önce ne yapmam gerektiğini artık biliyordum. Kendimi hazır hissediyordum. Hayatımda hiç hissetmediğim kadar umut dolu, heyecanlı ve kararlıydım. Evet, belki de geçmişteki tüm hayal kırıklıklarım bana şunu öğretmişti: “Her şeyin zamanı vardır ve her şeyin doğru zamanı geldiğinde büyür.”
Yonca tohumlarını tek tek yerleştirirken, tarlada sessizce şarkılar söylüyordum. Bir yandan da geçmişi düşünüyor, geleceğe dair planlar yapıyordum. Hepimiz gibi ben de zaman zaman karamsarlığa kapılıyorum. Ama toprağa her dokunuşumda, her tohumun ekilişiyle bir şeyler değişiyor. Belki de bu yolculuk, bana en çok gereken şeydi.
—
Sonuç: Yeni Başlangıçlar
Yonca ekmeye başlamadan önce, içsel bir yolculuğa çıkmam gerektiğini anlamıştım. Her şeyin zamanla yerli yerine oturacağını kabul etmek, bir şekilde beni rahatlatıyordu. Bu işin sadece toprakla ilgili olmadığını fark ettim; içsel bir temizlik de yapmalıyım. Kendi içimdeki tarlayı hazırlamadan, dışarıdaki toprak hiçbir anlam ifade etmiyor.
Belki de şu anda bu yazıyı yazarken, ilk kez gerçekten toprağa ekilecek tohumların anlamını kavramış hissediyorum. Her tohum, sadece geleceğe değil, geçmişe de bir bakış olur. Şimdi tek yapmam gereken, neyin eksik olduğunu anlamak ve o boşluğu doldurmak. Sonrasında toprağa güvenmek… Çünkü, her şeyin sonunda büyüdüğü bir dünya var.